80’lerden bir büyüme hikayesi – Asu Maro

10 yaşındaki Elif, Ferdi Özbeğin kasetini teybe koyup oynat tuşuna basarken, “Hey, boynuna çömelmişsin” sesi odaya yayıldı ve her ara verdiğinde kendi çocukluğum geldi aklıma. birkaç cümle ve şarkının sözlerini karışık harflerle yazdı ve kaçırdığı yeri tekrarladı. Böyle bir şarkıya kafayı takmış, defalarca dinleyen, sözlerini ‘şiir defterine’ yazan, ezberleyip söyleyen, Ferdi Özbeğin’i de çok seven bir çocuktum. Gülşen Bubikoğlu ile Beyoğlu’nda bir sinemada onu keşfettiğim ve asla vazgeçmediğim “Tanrı’ya Ağlamak” filmine götürüldüm. 80’ler. Filmdeki gibi.

Sonra bu filmdeki gibi kız gibi kokan silgiyi, tırnaklarımla burnumda tuttuğum ve deftere gizlediğim rengarenk çikolata yaldızlarım, pencereden bayrak törenini izlediğim ilkokul bahçesi ve alışkanlığım vardı. perdenin etrafında dolaşarak eğlenmek. Onunla birlikte annemden yediğim “alacaksın kızım” azarlaması.

Bir movie “büyüme filmi” olarak tanımlandığında, genellikle biraz mesafe alırım çünkü her büyüme hikayesinin kişisel olduğunu düşünüyorum. İzleyicinin mesafeli olması son derece mümkündür. Ama “Ablam”daki gibi tanıdık kokular ve tanıdık duygular bulsanız bile, yıllar önce çocukluğunuza dönmüş gibi hissedersiniz. Kızkardeşim, yönetmen Burcu Aykar’ın Elif Türkölmez’in öyküsünden uyarladığı kısa movie. Birçok festivalde yer aldı, Altın Portakal ve Akbank başta olmak üzere çeşitli ödüller aldı, artık on-line platformlarda yer alıyor.

Elif, ergenliğe yeni girmiş ve oyun arkadaşı olmayı bırakan ablası Ayşe’nin anne ve kızı, anneleri ve komşuları arasında geçen “Kız kardeşim” sadece 80’lerde büyümenin hikayesi değil, aynı Ayrıca ülkemizde kadın olmakla ilgili çok şey söylüyor, bağırıyor ve bağırıyor. çoğu yerde aramadan, cümle bile söylemeden yapan etkileyici bir iştir. İşin içine Barış Özbiçer gibi bir görüntü yönetmeni girince, 23 dakikanın geçtiği o boğucu 80’ler yazında sizi elinizden tutup gezdiren, o kızlarla ve kadınlarla ortaklık duygusu kuran bir movie çıkıyor ortaya. Fırsatınız varken bulup izlemelisiniz.

Ya hiçbir hayvan satılmazsa?

Evcil hayvan satışı sorunu çözülmeye devam ediyor. Hatırlarsak Hayvanları Koruma Kanununda yapılan değişiklik 14 Temmuz 2022 tarihinden itibaren petshoplarda hayvan satışını yasaklamıştı. Nitekim 14 Temmuz geldi ve petshop vitrinleri boşaldı. Dolu görürsek raporlayabiliriz. Ama ne yazık ki “evcil hayvan satışı yasak” diye sevinebileceğimiz nokta bu değil. Çünkü vitrine konulamazlar, katalogdan satılırlar. Yani yeniden üretilir, kontrolsüz bir şekilde yeniden üretilir ve birileri için gelir kaynağı olur.

Bu konu tartışılırken, Petshopların Kasap Odası’na bağlandığı ve konunun “Kasaplarda kedi ve köpek satılacak mı?” olduğu açıklandı. yeni bir boyut getirdi. Türkiye Kasaplar, Yetiştiriciler, Et ve Et Ürünleri Esnaf ve Sanatkarları Federasyonu Başkanı Osman Yardımcı, böyle bir düzenlemenin hepsinin “hayvanlara” ait olduğu için yapıldığını açıkladı. Asistan ayrıca evcil hayvan dükkanlarında kedi ve köpek satmanın internetten daha sağlıklı ve güvenli olduğuna inanıyor. Bunlardan birini seçeceksek belki daha kontrollü olduğu söylenebilir, evet. Ancak üçüncü bir seçenek de var; asla satma. Sokaklar sevgiye ve bakıma muhtaç hayvanlarla, barınaklar ise terkedilmiş köpeklerle dolu. Yine de, kedi-köpek popülasyonuna insan kaynaklı yeni kurbanları dahil etmek gerekli mi?

Leave a Comment

A note to our visitors

This website has updated its privacy policy in compliance with changes to European Union data protection law, for all members globally. We’ve also updated our Privacy Policy to give you more information about your rights and responsibilities with respect to your privacy and personal information. Please read this to review the updates about which cookies we use and what information we collect on our site. By continuing to use this site, you are agreeing to our updated privacy policy.