Bir güzellik yatırımı: güzelleştirme – Hüzeyme Yeşim Koçak

Göreceli de olsa klasik güzellik anlayışından uzaklaşırsak, güzelliği algılama biçimimiz farklılaşırsa; Ahlakla ve Cemal’le bağ kuramasak da, bazılarımız inanç panomuzdaki düpedüz çirkin şeyi “güzel” olarak yazsa da, çoğu zaman “güzelleştirme” çabasından kendimizi alamıyoruz.

Çirkin fiillerimizle birlikte güzellik arayışımız da vardır.

Ya da yozlaştırdığımız veya tahrif ettiğimiz; Ölçülerimizin değişkenliği ve tutarsızlığı nedeniyle hatalarımıza “güzellik etiketi” koysak da “güzelleştirme” niyetimiz ve arzumuz var… Bir de Güzelleştirme kahramanlarımız var.

Sanki keşfedemesek de, diyar gizli bir güzellik faaliyetinin içindedir.

Her ne kadar bastırılmaya çalışılsa ve esprili olsa da, beklenmedik yerlerden aniden ortaya çıkar ve güzel yüzünü gösterir.

İnsanlıktan ümidimizi kesmememizin sebeplerinden biri de budur. Güzellik de bir hatıradır, saklı olsa bile yerleşik bir gerçektir.

Ama bunun yerine, görsel fiziksel güzelleştirme için çalışıyoruz.

Bu katkıların gelişimimize etkisini yadsımasak da; bir güzelleştirme vakası ve dış cephenin birleştiği yer, paralel olarak yürütülebilir, birlikte alınabilir.

Güzeli tanıyor muyuz? Belki de sadece düşeriz.

Yabancılaşmamız, olası çirkinliğimiz, yoğun güzelleşme ihtiyacımız… Sanırım ısırmamız gereken “dünya elması”ndan bir güzellik vitamini/sermayesi bulmamız gerektiği için…

Hele de “İlahi Güzellik”e yönelmek söz konusu olduğunda; Yoldaki mesafelerin aşılmazlığı, engellerin katlanması, kendini yetiştirmesi…

Güzelleşmek için güzelliği bilmek ve “inanmak” gerekir. Güzellerin eteklerinde mutlu olabilmemiz için, içsel gücümüzle diri kalalım.

Güzelleştirme, mevcut “güzellik sürecine” dahil olabilmek. Bütünsel bir güzelliği yakalamak ve tutmak.

İnanç bir anlam meselesidir… Güzelliğe, gerçeğe, gerçeğe olan inanç. Gerçeğin merkezinde güzelliğin olduğunu, “mutluluk” ile bir arada bulunduğunu biliyoruz.

Bir fikir, evrim, eylem gerektiren; işe yürekten başlayan.

Çünkü huzur bulan, güven kazanmış kalplerle, öncelikle güzelliği “hissetmek” ve sürekli bir arzuya sahip olmak gerekir. Tutku, kararlılık, mutlaka açlık değil…

Ve derinliklere sızmış bir güzelliği korumak, yaymak ve yükseltmek için “eylem”in önceliğini düşünen.

“Güzel aşk” zahmetlidir, insanı utandıran ve kabul ettiren şey…

Güzelliği yaşayan bir deneyim olarak içselleştirmek, iyi bir görüşe sahip olmak “güzelleştiricidir”.

İçi ve dışı, çevresiyle dünyayı güzelleştiren (güzelleştiren).. bir bilinç, yükselten (yükselten).

Turgut Cansever, “Mimarlığın görevi dünyayı güzelleştirmektir”* derken, kuşkusuz bir bilincin eseriyle konuşuyordu, iç mimarlığı da ön planda tutan yapı, tüm uygulamalarımıza mutlak bir güzellikle sızıyor ve her şeyi kuşatıyor. hayatlarımız.

Tüm çalışmalarımızda güzelliği seçip yaşam biçimine yerleştirmek.

İnancın güzelliği, zamanın, mekanın güzelliği ve en önemlisi “insan güzelliği”…

“Efendim Hazretleri”nin yakışıklılığı ve haslığı… Güzellikle örtüşmesi…

Güzelliğinizin dereceleri, katmanları, dereceleri varsa; Gördüğümüz ve ulaştığımız her güzelle yetinmeyeceğiz, sınırsız, kayıtsız ve “özgür” olana koşacağız demektir.

Halil Cibran’ın sözleriyle: “Yüce güzellik beni köleleştirir/ Yüce güzellik beni kendimden kurtarır.”

Bizi kendimizden bile kurtaracak bir güzelleşme…

Ölümlü değil, Kalıcı Güzelliğe Ulaşmak…

Ölümsüz bir dünyanın eşiğindeki “Güzel sonsuzlukları” almayın.

*(Kubbeyi Yere Koymamak, Timaş Yayınları, s. 93)

Leave a Comment

A note to our visitors

This website has updated its privacy policy in compliance with changes to European Union data protection law, for all members globally. We’ve also updated our Privacy Policy to give you more information about your rights and responsibilities with respect to your privacy and personal information. Please read this to review the updates about which cookies we use and what information we collect on our site. By continuing to use this site, you are agreeing to our updated privacy policy.