‘Kadınlığınızdan dolayı dimension vuramıyorsa, oyuncu tarafından dimension vurmaya çalışıyordur’

class=”medianet-inline-adv”>

Buluşmak için anlaştığımız gün öğlen seti var. Sabah erkenden stüdyoya gelir. Elinde bir termos kahve… Gülüşüyle ​​çok tatlı, bakışıyla çok seksi olabilenlerden biri Sevda Erginci… Haydi başlayalım.

17 yaşından beri yaşadıklarını anlatmak için…

* İlk projenin üzerinden 11 yıl geçti. O zamandan beri sende ne değişti?

Ah, çok fazla… Bir kere büyüdüm. 17 yaşındaydım, benimle ‘çocuk işçi’ diye dalga geçiyorlardı. Görünüşüm değişti, olgunlaştım, yüzüm oturdu. Acı tatlı, çok şey öğrendim, çok çalıştım, nefes almadan çalıştım.

* Planladığınız ve hayal ettiğiniz yerde misiniz?

İlk işim ‘Darkish Purple’i çekmekten önce oyunculuk için herhangi bir planım yoktu. Bir çocuk oyununda oynuyordum, mutluydum. Ben tesadüfen keşfedildim. Tabii ki rüya görüyordum ama hiç plan yapmadım, hala da yapmıyorum. O yüzden bu 10 yıllık süreçten ve şu anki durumumdan çok memnunum.

class=”medianet-inline-adv”>

* ‘Nefes almadan çalıştın’ dediğin gibi bu sektörü nasıl tanımlarsın?

Çok tatlı şeyler söyleyemeyeceğim; çok zor, yorucu, yıpratıcı, bir yandan çok öğretici.

FOTOĞRAFLAR: Muhsin Akgün

sette çok erkeksi görünüyorum

m Ne öğrendin?

Bana büyük bir yaşam deneyimi kazandırdı.

* Eh, zorluklar… “Dizi oynuyorlar, ünlü oluyorlar, çok kazanıyorlar” gibi bir algı var. O kadar kolay değil mi?

Asla kolay değil, bu yüzden uygun olduğunda sette 26 saat geçirdim. Kesintisiz, sürekli oynuyor, yüksek enerjiyle. Kim böyle bir şeyi göze alabilir? Psikolojik olarak en korkutucu derece kaygısı. Aylarca büyük bir heyecanla çekim yapıyorsunuz, sonra ‘reytingi görelim’ diyorlar! Başka şeylerin, diğer insanların üzerine çıkmak istiyorsunuz. Bunu dilemek bile çok korkutucu…

* Birçok oyuncu yaşadıkları fiziksel ve psikolojik tacizi anlattı. Siz böyle şeyler yaşadınız mı?

Tabii ki; Çok başıma geldi, çok şahit oldum.

* Psikolojik mi, fiziksel mi?

Kimse fiziksel olarak yapmaya cesaret edemez. Sette biraz erkek gibiyim, çok erkeksi görünüyorum… Ama psikolojik olarak cüret ettiler. Açıklaması da zor, kadınlığından dolayı sana vuramıyorsa oyuncu tarafından sana vurmaya çalışıyor. Burada oyun yok; Yaptığınızı küçük düşürüyor, kadınlığınızı ya da oyunculuğunuzu küçük düşürüyor… Öyle bir yerden yapıyor ki şikayet bile edemiyorsunuz, bir şey söyleyemiyorsunuz. Artık savaşmayı öğrendim.

class=”medianet-inline-adv”>

* Ne yapıyorsun?

Diğer arkadaşlarım da benim yaşadıklarımı yaşamasın diye beni buna maruz bırakanların isimlerini açıklıyorum. Alabileceğim bu kadar.

* Kim bunlar, bir de buradan duyun…

O kadar da söylemeyeceğim direk insanların ekmeğiyle oynamaya gerek yok. Buna maruz kalan birini görürsem, elimden geldiğince destekleyici olmaya çalışırım.

'Kadınlığınızdan dolayı size vuramıyorsa, oyuncu tarafından size vurmaya çalışıyordur'

1.59 boyundayım gururla söylüyorum

* Ekran ve başrol denilince akla güzellik gelir. Öyle mi düşünüyorsun?

Hiç de bile. Türkiye’de insanlar ekranda güzel bir erkek ve güzel bir kadın görmek istiyor. Ama benim estetik anlayışım ekranda izlediğimiz şey değil ve bence bu yer için de yavaş yavaş bozuluyor. Burunlarını yaptırmayan yeni kadın oyuncular görüyorum ve çok mutluyum. Sanki yeni nesil biraz daha özgüvenli, kendini olduğu gibi seviyor.

class=”medianet-inline-adv”>

* Estetik var mı?

Numara.

* Güzellik anlayışınız nedir?

Evet, güzellik aurasıyla ilgili bir şey. Bu yüzden aynada gördüklerimden memnunum, kusurlarım var ve onları da seviyorum.

* Boyun ne kadar?

1.59 ve bunu gururla söylüyorum.

* Ortaklarınız ekranda her zaman çok uzundu. Bunu sen mi aldın?

hayır çizmedim; Takoz diye bir şey var, ayağımın altına koyuyorlar ve her sahnede onunla yürümeyi öğrendim. Partnerlerim bacaklarını açarak biraz önüme düşüyorlar. Yani eğer partnerim ve ben oyunumuzdan ve insan olarak birbirimizden memnunsak, sorun değil. Ayrıca 1.59 boyumla podyuma çıkacağımı da söylemedim. Ben harekete geçeceğim dedim. Benden başka kimse beni sevmiyor ama ben boyumu seviyorum.

class=”medianet-inline-adv”>

* Eleştirilere takılıp kalıyor musunuz?

Sadece boyumla ilgili değil, birçok fiziksel özelliğime takıntılıydım çünkü bunu çok genç yaşta yapmaya başladım. Yaşım ilerledikçe özgüvenim geldi. Sahip olduklarımı ve işimi seviyorum, hiçbir şey onu durduramaz.

çok aldatıldım Kim aldatmadı Hakan?

*’Seni Kalbime Sakladım’ TRT1’de başladı. Sizi hangi karakterde izliyoruz?

Zeynep iş dünyasında çok güçlü, başarılı, mutlu bir kadındır. Kendinden emin. Yolu uşağı Civanmert ile kesişiyor. Yavaş yavaş birbirlerine aşık olmalarını izliyoruz.

* Kalbinizde sakladığınız biri var mı?

benim hayvanlarım; Üç kedim ve bir köpeğim var.

*Aşk…

Aşk yok. Kalbim boş.

* Hikâyede Zeynep ailesini aldatır ve sahte bir ilişki yaşar. yaşar mıydın?

class=”medianet-inline-adv”>

Asla demeyi sevmiyorum ama hayır, bu yüzden asla yaşayamam; Yaşamıyorum, kimseye dokunamıyorum bile, hiçbir şey hissetmiyorum.

*Burada bir aldatma görüyoruz. Peki hiç ilişkilerinizde aldatıldınız mı?

Çok aldatıldığımı söyleyebilirim.

* Ah… Ne oldu? Şimdi daha mı akıllısın?

Hayır, akıllı değilim! Önemli değil, aldatıldığım için kötü hissetmiyorum çünkü bu benimle ilgili değil. Başkasının yaptığını üzerime almadım, almayacağım. Yaşadığım her şeyi yaşadım.

* Hiç aldattınız mı veya aldatıldınız mı?

çok aldatıldım Kim aldatmadı Hakan? Ama hiç aldatmadım.

* Aşka olan inancınız sarsıldı mı?

Hayır sarsılmadı, hala aşka inanıyorum, her zaman inanmaya devam edeceğim.

* Nasıl bir aşıksın?

Bu yüzden olduğum gibi sevip sevmediğimden emin değilim. İş hayatı, ilişkiler, mücadeleler derken bir şeye dönüşüyorsun. Ve aşk beni dönüştüğüm şeyden alıp en saf halime getiriyor. Bu güvenlik açığı beni de korkutuyor.

'Kadınlığınızdan dolayı size vuramıyorsa, oyuncu tarafından size vurmaya çalışıyordur'

Orta okulda bayılıyormuş gibi yapar, derslerden yırtardım

* Mardinli bir babanın ve Makedon göçmen bir annenin kızısınız… Nasıl bir ailedendiniz??

Babam fotoğrafçıydı, daha sonra iş sahibi oldu. Benim annem ev hanımı. Bir kız kardeşim ve bir erkek kardeşim var.

* İstanbul’da mı doğdunuz?

Evet. Annemin ailesinde Mardinli Bülent’in kızıydım, babamın ailesinde göçmen Zeynep’in kızıydım, ‘öteki’ bir durumum vardı. Bana hiçbir yere ait olmama hissini öğretti
Ben de bu özgür halimi seviyorum.

* Okuldan nefret ettiğin için harekete geçme kararı aldın…

Evet okulu o kadar sevmiyordum ki ortaokulda bayılıyormuş gibi yapıp derslerden kopuyordum. Lisede drama kulübüne kaydoldum. Ben de orada keşfedildim.

* Üniversiteye ne oldu?

Üniversitede tarihi tercih ettim, sevdim; Babam da tarih okumamı istiyordu. Dördüncü yılda Beykent Üniversitesi’nden ayrıldım.

Vakit olursa bitirmek isterim…

seksi veya sevimli olabilirim

* Kendinizi seksi mi yoksa sevimli mi buluyorsunuz?

Ben bir aktörüm, çok değişken olabilirim; Seksi olabilirim ya da sevimli olabilirim.

* Flörtöz müsün?

Diyelim ki ben bir aşk insanıyım.

* Sizi çeken nedir?

Bilmiyorum. Güzel görünüm.

* Kendinde en sevdiğin yer neresi?

Ben uzunum (gülüyor), saçlarım şu anda kısa ve kaküllerimi seviyorum.

* Sosyal medyada faux hesabınız var mı?

Var. Yemek videoları çok izliyorum, bir süre sonra arkadaşlarımın paylaşımlarını göremiyorum. Yemek hesapları takibi için faux açtım, kocaman bir koleksiyonum var.

En çok kuaföre öncelik verirler

* Ünlü olmaya ne dersin?

Bir işim var, bir şekilde hayatıma girdi ve onu seviyorum, bu da beraberinde getirdiği bir şey. Bazen orada, bazen değil, yükseliyor, düşüyor, ama dalgalanmalar umurumda değil. Oynamayı seviyorum ve ilgilendiğim şey bu.

* Şöhret ekmeğini hiç yemez misin?

Yani en çok kuaföre öncelik veriyorlar.

* Hayatta ne hakkında endişeleniyorsun?

Kendimle ilgili en az endişeleniyorum ve en çok endişelendiğim şey doğa. Ve Teknoloji.

* Daha önce bir röportajınızda “Teknoloji karşıtıyım” demiştiniz…

Aslında tam tersi değilim ama evet bazı şeyler beni korkutuyor mesela, robotic influencer diye bir şey gördüm, korkunç! Teknoloji tüketimi getiriyor ve bu tüketim bizi yok ediyor. Doğayı öldürüyoruz, hayvanları yok ediyoruz, ruhlarımızı yok ediyoruz. Bu yüzden teknoloji beni çok korkutuyor.

* Kendinde neyi değiştirmek isterdin?

Kararsızlığımı değiştirmek istiyorum, çok kararsızım. Lokantaya gittiğimde kitap okur gibi menüye saatlerce bakarım ve sonra yanımdakilere “Siz karar verin” derim.

Leave a Comment

A note to our visitors

This website has updated its privacy policy in compliance with changes to European Union data protection law, for all members globally. We’ve also updated our Privacy Policy to give you more information about your rights and responsibilities with respect to your privacy and personal information. Please read this to review the updates about which cookies we use and what information we collect on our site. By continuing to use this site, you are agreeing to our updated privacy policy.