Ölen Hayvan – Philip Roth Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Ölen Hayvan kimin eseri? Ölen Hayvan kitabının yazarı kimdir? Ölen Hayvan konusu ve anafikri nedir? Ölen Hayvan kitabı ne anlatıyor? Ölen Hayvan PDF indirme linki var mı? Ölen Hayvan kitabının yazarı Philip Roth kimdir? İşte Ölen Hayvan kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi…

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Philip Roth

Çevirmen: N. Can Kantarcı

Orijinal Adı: The Dying Animal

Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları

İSBN: 9789755394985

Sayfa Sayısı: 109

Ölen Hayvan Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Ölen Hayvan, cinsellik ve ölümlülük temalarını çarpıcı bir biçimde ele alan bir roman. Kahramanı, Philip Roth’un daha önce kaleme aldığı The Breast (1972) ve The Professor of Need (1977) adlı romanlarının da kahramanı olan David Kepesh, Amerika’daki cinsel devrim yıllarında, hiçbir engel tanımaksızın erotik zevklerin peşinde koşmaya ant içerek eşini ve oğlunu terk etmiş bir akademisyendir. Gerek üniversitede yarattığı entelektüel imaj, gerek bir edebiyat eleştirmeni olarak bir TV kanalının yayınlarında görünmesi, kız öğrencileri için onu çekici kılmıştır. Kepesh, yetmiş yaşındadır ve konuşma dili üslubuyla, kim olduğunu okurun bilmediği ve yalnızca romanın sonunda kendisine bir iki sözcükle cevap veren birisine eski bir öğrencisi olan Consuela Castillo’yla altmış iki yaşındayken yaşadığı ilişkiyi anlatır. Bu ilişkiden önce pek çok kadınla giriştiği beraberliklerini hiçbir zaman ciddi bir bağlılığa dönüştürmeden sürdürmeye kararlı olmasına karşın, yirmi dört yaşındaki Küba kökenli bu kız Kepesh’in aklını başından alır. Consuela’ya duyduğu tutku bir saplantıya dönüşür, onu kaybedeceği kaygısı, kapıldığı kıskançlık krizleri hayatını cehenneme çevirir. Ama daha ilişkinin başlarındayken bile, aralarındaki yaş farkının “kaçınılmaz acıklılığının” ve bunun belki de kendisi için son bir ilişki olduğunun bilincindedir. Consuela ise bu ilişkiye egemendir ve farkında olmasa bile Kepesh’i kendi narsizmini besleyen bir araç olarak kullanır. Kız kendisini terk ettiğinde, Kepesh eskiden kadınlarla yaşadığı bir sürü rahat, sorunsuz ve özgür ilişkiyi neden yaşayamadığını sorgulamaya başlar ve duyduğu kaygının aslında kendisiyle ilgili olmadığına, daha genel bir toplumsal dengesizlikten kaynaklandığına karar verir.

Her ne kadar roman bu ihtiraslı ilişkinin öyküsünü anlatırsa da, okur bir yandan da, ABD’de 1960’lı ve 70’li yıllarda gerçekleşen ve cinsel devrimi de içeren kültür devrimiyle ilgili çarpıcı bir sorgulama ve tartışmaya da sürüklenir. Zira yaşlı bir erkek ölümlülüğünün bilincine varırken, sürdüğü yaşamın ve yaşadığı dünyanın anlamını çözmeye çalışmaktadır.

“Philip Roth büyük bir trendy erotizm tarihçisidir. Henry Miller’dan bildiğimiz cinselliğin coşkunlukla yüceltilmesinden sonra, Roth kendi kendini sorgulayan cinsellikten söz eder; bu da hazcılıktır gerçi ama sorunlu, yaralı, ironik bir hazcılıktır. Onun hazcılığı itirafla ironinin nadir birleşimidir. İçtenliğiyle son derece savunmasız, ironisi ise son derece kaçamaklı.”

– Milan Kundera, Le Monde

(Tanıtım Yazısından)

Ölen Hayvan Alıntıları – Sözleri

  • (…) kadın güzelliğine karşı büyük bir zaafım var.
  • bakın, ben bu çağa ait değilim.
  • sanat bende hayranlık uyandırıyor.
  • sanki durmak bilmeyen bir lunapark treninin içindeyim.
  • bütün gün okur musun?
  • yaptığım hiçbir şeyi yapmayı bırakamıyorum ve yaptığım her şey asabımı bozuyor.
  • “Şimdiki zamana sıkıca sarılan ağır bir geçmiş var.”
  • Zamanın geçişi. Yüzüyoruz, zaman içinde batıyoruz, ta ki sonunda boğulup gidene kadar.
  • Bağlılık yıkıcıdır ve senin düşmanındır.
  • (…) dini para olan dünyanın refah içindeki karanlık çağlara girdiğini hissediyorum.
  • ben milyonda birim, aptal herif!
  • hepimiz eşitiz, hepimiz özgürüz(…)
  • her şey sonsuza dek değişti.
  • öncelikle çok çalışma ve eğitim. bunlar her şeyin üzerinde.

Ölen Hayvan İncelemesi – Şahsi Yorumlar

Kitap bir röportaj şeklinde. Aslında değil de. Şöyle ki kitabın başından itibaren kendisine sorulan bir soruya cevap veren bir adam varmışçasına akıyor hikaye ve zaten kitabın sonunda da anlatıcının gerçekten biriyle konuştuğunu görmüş oluyorsunuz. Tabii soruyu soranın kim olduğunu ve ne sorduğunu bilmediğinizden kendinizi rahatlıkla onun yerine koyabiliyor ve anlatıcı karşınıza oturmuş da direkt measurement anlatıyormuş gibi bir hava yakalıyorsunuz. Elbette her kitap okuyucuyu karşısına alır özünde ama çok azı bunu bu kadar açıkça yapar.
70 yaşındaki bir profesörün cinselliğe, kadınlara, hayata, yaşlılığa bakışını ve tanıştığı kadınlar arasında en unutulmaz olanının hikayesini dinliyorsunuz kendi ağzından. Kitapta bölüm ayrımı olmasa da ben üç bölüme ayırdım kitabı kendimce. İlki, bu unutulmaz kızla tanıştığı bölüm ki kitabın en zevkli yeri buraları. Erotik, heyecanlı, kışkırtıcı ve merak uyandırıcı. Sonrasında biraz daha geçmişe gidiyoruz ve dönemin cinsel devrimine bu devrim sırasında anlatıcının aldığı konuma dolaylı yoldan tanık oluyoruz. Üçüncü bölümde ise günümüze geliyor ve o unutulmaz kızla şu anki durumlarını dinliyoruz anlatıcıdan.
Anlatıcının kızla arasındaki ilişkiyi yorumlayışı, farkındalığı çok hoş gerçekten. Bir arkadaşımın şiddetli tavsiyesi üzerine okudum kitabı ve kendi mevcut ilişkime dair sahip olduğun kaygıların ve çıkarımların çok benzerlerine anlatıcının da sahip olduğunu gördüm ki zaten bu yüzden tavsiye edilmişti bu kitap bana.
Tabii bu kitapta 62 yaşında bir adamla (yanlışım yoksa 24’tü) 24 yaşında bir kadının ilişkisi söz konusu, bizdeki durum biraz daha basit.Yine de anlatıcının özellikle ölüm ve yaşlılık üzerine yaptığı yorumlar ile sonrasında da bir sürü kadınla ilişki yaşamış olmasına rağmen 24 yaşındaki bu kadının üzerindeki muazzam etkisinin sebeplerini çözümleyişi tarafımca hayranlıkla karşılandı.
Penelope Cruz kusursuz göğüsleriyle ekranı salladığı bir movie uyarlaması da var Elegy ismiyle. Türkçeye Aşkın Peşinde diye çevirmişler. (Utku Turhan)

Merhaba, 70 yaşında olan David aslında bir hoca değildir bir üniversitede ayda bir kaç saati geçmeyen ders vermesinin yanı sıra, TV de ve radyoda da kültür sohbeti yapmaktadır. Her sene sonu öğrencilerini evine davet edip parti verir. Ve tabiri caizse burada gözüne kestirdiği kızları tavlar. (Popülerliğini de kullanarak) 🙂 Fakat bu sefer baltayı taşa vurmuş ve Consuela ya takıntılı bir şekilde aşık olmuştur. Ölümü düşünen , bireysel yaşamayı seçen, intercourse ve kadınlarla dolu bir hayat. Kitabın sonunda yorgun savaşçı, mutluluğu yakalayabilecek mi? Bilinmez 🙂 Yani düşünceleri sorgulayıcı…güzel…. Okunabilir. (Ozlem Akkuzu)

Beğenileri,kişinin aynasınıdır her zaman. Görmek, dokunmak ve bilinmek istenileni yansıtır karşıya.
Ben de elbet bu kulvardan, Ölen Hayvan’ la çıkıyorum karşınıza. İyi ki Philip Roth.
#neokudum
#philiproth
#ölenhayvan (marco stanley fogg)

Ölen Hayvan PDF indirme linki var mı?

Philip Roth – Ölen Hayvan kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ölen Hayvan PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF’leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Philip Roth Kimdir?

19 Mart 1933’te New Jersey’in Newark kentinde doğdu. Bucknell Üniversitesi’ni bitirdikten sonra Chicago Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrenimi gördü. Ardından Chicago’da İngiliz edebiyatı, Iowa ve Princeton üniversitelerinde yaratıcı yazarlık dersleri verdi. 1959’da, altı öyküsünü bir araya getirdiği ilk kitabı Goodbye Columbus yayımlandı (Kucak Dolusu, Çev.: Ülkü Tamer, Sander Yayınları, 1971). ABD’li Yahudilerin yaşamını son derece kişisel, keskin ve ironik bir dille tasvir ettiği bu kitapla Roth, 1960’ta Ulusal Kitap Ödülü’nü aldı. Ardından iki roman yazdı: 1962 tarihli Letting Go (Libby, Çev.: Seçkin Selvi, Sander Yayınları, 1973) ve 1967’de yayıımlanan When She Was Good. Şöhret ise 1969’da, ABD’nin nezih edebiyat çevrelerini karıştıran Portnoy’s Criticism (Portnoy’un Feryadı, Çev.: Özden Arıkan, Ayrıntı Yayınları, 1999) ile geldi. Bilinç akışı tekniğinde eşsiz bir monolog olarak nitelenen bu eser, çağdaş, Amerikan edebiyatının en komik, en unutulmaz karakterlerinden birini yaratıyordu. 1972’de Ernest Lehman tarafından aynı adla sinemaya uyarlayan Portnoy’dan sonraki kitaplarında Roth, hep değişik anlatım teknikleri denedi, her seferinde değişik konulara el attı, ama ana temalarından ya da “takıntıları”ndan hiç uzaklaşmadı: Yahudi olmak, erkek olmak, bir ananın oğlu olmak, aydın olmak; ve bütün bunlardan doğan her türlü marazilikle uğraşmaya devam etti.

Philip Roth Kitapları – Eserleri

  • Öfke
  • Portnoy’un Feryadı
  • Ölen Hayvan
  • Sokaktaki Adam
  • Aldatma
  • Nemesis
  • İnsan Lekesi
  • Pastoral Amerika
  • Hayalet Yazar
  • Bir Komünistle Evlendim
  • Meme
  • Hoşça Kal, Columbus ve Beş Öykü
  • Ve Hayalet Sahneden Çekilir
  • Amerika’ya Tuzak
  • Sabbath’ın Tiyatrosu
  • Karşıt Hayat
  • Baba Mirası
  • Shylock Operasyonu
  • Bir Erkek Olarak Yaşamım
  • Arzu Profesörü
  • Libby
  • Kucak Dolusu
  • Pourquoi écrire ?

Philip Roth Alıntıları – Sözleri

  • ”Buldum. Buldum. Son soru. Sen hâlâ, bir nebze dahi olsa kalbinin herhangi bir köşesinde evliliğin bir aşk ilişkisi olduğu yanılsamasını taşıyor musun? Eğer taşıyorsan, bu birçok sorunun nedeni olabilir.” -sf. 9
    ***
    ”Çok içen insanlar genellikle ilk içkilerinden önce saate bakarlar. Ne olur ne olmaz diye.” -sf.11
    ***
    ”Seksten hiçbir şekilde zevk almıyorum. Ya kendimi çok yalnız hissediyorum ya da zor geliyor. Zaten hayat da böyle değil mi?” -sf. 15
    ***
    ”Belki de yasak bir ilişkide sadece bir tarafın ailevi tatminsizliklerini dinlemek daha iyidir. Çünkü eğer ikisi birden anlatacak olursa, ilişkinin kendisi için vakit kalmayabilir.” -sf. 36
    ***
    ”…Çünkü içinde bulunduğum sınıf için fazla eğitimli biriyim ve ait olmam gereken sınıf için de yeterli param yok. Bu insanlarla aramda, maddi nedenlerden dolayı ait olduğum sınıftakilerden çok daha fazla ortak yön var. Yanlış yerdeyim. Tamamıyla.” -sf. 46
    ***
    ”Bir evlilik için elinde fazladan yaşlı bir erkek arkadaş bulundurmaktan daha iyisi yoktur.” -sf. 48
    ***
    ”Annem bana asla amımı açıkta bırakacak şekilde oturmamı öğretmişti. ”
    ”Ve şu anda bacakların bir beyefendinin omuzlarının üzerinde duruyor.”
    ”Bana bu konuda hiçbir şey söylemedi. Sanırım bunu alışkanlık haline getireceğim aklının ucundan bile geçmemiştir.” -sf. 48
    ***
    ”Asla daha iyi olmaz. Kumar gibidir. Hiçbir zaman daha iyiye gitmez. Eğer oyunun arasında terk etmek istiyorsan terk et çünkü daha iyi olmayacaktır.” -sf. 55
    ***
    ”Ben İsrail karşıtı değilim. Araplardan tiksiniyorum. Bir zamanlar bizde de gelip evimizin etrafındaki kaldırımlara sıçan, malların fiyatlarını yükselten ve buna benzer işler yapan Araplar vardı. Yahudilerin asla yapmayacağı türden şeyler.” -sf. 62
    ***
    ”…Eğer bir beyaz olsaydı hayır diyebilirdin ama bir zencinin gözünün içine baka baka, hayır burada yemek yiyemezsin diyemezsin….” -sf. 65
    ***
    ”Başka erkekler düzmeye giden yolda, baştan çıkarma sürecinin bir parçası olarak sabırla dinlerler. Bu nedenle erkekler genellikle kadınlarla konuşurlar -onları yatağa atabilmek için. Sen ise onlarla konuşabilmek için yatağa atarsın. Başka erkekler onların hikayelerini anlattırmaya başlarlar, yeterince nezaket gösterdiklerini düşündüklerinde de ağızlarını sertleşmiş aletlerine doğru kibarca aşağı iterler…” -sf. 67
    ***
    ”… Hatırlıyorum, o A’lık öğrencilerin hepsi Kafka’nın Babaya Mektup’unu okuyordu ve onun Dava’yı ve Dönüşüm’ü yazarken tamamıyla babasıyla ilişkisinden yola çıkarak hareket ettiği türünden açıklamalar getiriyorlardı. Sen ”Hayır,” dedin, bıkkın bir ifadeyle, ‘Tam tersine. Babasıyla arasındaki ilişkide ”Dönüşüm ve Dava’dan esinlenmiştir.’ Bunun onlara söyledikten sonra, yumruğunu havaya kaldırdın. ‘Bir yazar otuz altısında değerli hale gelir, artık tecrübelerini hikayelerine aktarmaya gerek duymaz, hikayeleri onun yaşamına girer.’…” -sf. 91
    (MonoKL Yay. – 1 Baskı – Didem Hızkan Altunbey çev.) (Aldatma)
  • Cüretkarlığın bir amacı olmalı yoksa değersiz, basit ve bayağı sayılır. (Bir Komünistle Evlendim)
  • …Babamı ilk kez ağlarken görüyordum.
    Başka 1inin gözyaşlarının insana kendininkilerden daha dayanılmaz geldiği o an, çocukluğun dönüm noktalarından 1idir… (Amerika’ya Tuzak)
  • And within the on a regular basis world, nothing to be executed however respectably stick with it the large pretense of residing as himself, with all of the disgrace of masquerading as the perfect man. (Pastoral Amerika)
  • Bildiğimiz her şey, zalimlerin zulmünden değil, insanların açgözlülüğünün, cehaletinin, gaddarlığının ve nefretinin zulmünden doğmuştur. Kötülüğün zalimi herkestir. (Bir Komünistle Evlendim)
  • Sanıyorum insanlar felsefi açıdan ikiye ayrılıyorlar. Umursayanlar ve umursamayanlar, yapanlar ve sürekli erteleyip asla yapmayanlar. (Baba Mirası)
  • hepimiz eşitiz, hepimiz özgürüz(…) (Ölen Hayvan)
  • İnsan bazen ani karar verdikten sonra pişman olur. (Sokaktaki Adam)
  • “Çocukken bir bilge gibi yaşardım, büyüdüğümde ise ağaçlara tırmanmaya başladım.” (Hayalet Yazar)
  • “Orospu çocukları da ölürler,” dedi babam. “Ölüm için söylenebilecek tek iyi şey bu –orospu çocuklarını da haklar.” (Baba Mirası)
  • Gülüşünüze ilişkin duygunuz, kendinize dair duygularınızın ve diğer insanlara sunduklarınızın bir yansımasıdır. (Karşıt Hayat)
  • “Herkesin çaresizliği zordur, bir çocuğun, bir arkadaşın, fakat bir zamanlar o kadar zinde olan yaşlı bir insanın çaresizliği…”
    “Özellikle bir babanın.” (Baba Mirası)
  • Senin bulunduğun yer o kadar güzelleşiyor ki. (Sokaktaki Adam)
  • Fakat bu benim başıma hayatımda birkaç kez gelmişti; geleneğin davranışlarımı yönlendirmesine izin vermeyi reddederek kendi yoluma gittikten sonra sarsılmaz duygularımın bazen şaşmaz ahlaki zorunluluk algımdan daha geleneksel olduğunu keşfetmiştim. (Baba Mirası)
  • Kelimeler de birer bomba ve mermi de­ğilmiş yalnızca – aynı zamanda küçük birer hediye paketiymiş, içinde anlamlar olan! (Portnoy’un Feryadı)
  • “Ne bunlar?”
    “Bilmiyor musun?” dedi buketi burnuma doğru tutarak.
    “Ben betonu bilirim. Asfaltı bilirim. Çiçekleri bilmem.”
    “Bunlara gül denir, hayatım.” (Öfke)
  • Ciddi bir oku­ma­nın gerek­tir­diği konsant­ras­yon, odak­lanma, yal­nız kalma, ses­siz­lik artık ula­şıl­ması zor şey­ler… (Karşıt Hayat)
  • yaptığım hiçbir şeyi yapmayı bırakamıyorum ve yaptığım her şey asabımı bozuyor. (Ölen Hayvan)
  • Yasaklar ağaçta yetişmez ki – sabır ister, dikkat ister, kendini adayan ve feda eden bir ebeveyn ile çalışkan ve dikkatli bir küçük çocuk buldunuz mu, gerçek an­lamda kontrollü, büzüğünü sımsıkı tutan bir insan yaratmak birkaç senelik iştir en çok. Yoksa niye etliyle sütlüyü ayrı tabaklarda yi­yelim? Yoksa neye yarar koşer sabunuyla tuzu? Yoksa ne diye, so­rarım measurement, hayatın, şayet bir anlamı varsa, bu anlamın tamamen sı­nırlar ve kısıtlamalardan, Hiç Kimse’den başka hiç kimse tarafından koyulmuş olamayacak yüz binlerce mini mini kuraldan ibaret olduğu her gün üç kez hatırlatılsın bize? O kurallar ki ya, ne kadar salakça olduklarına bakmadan, sorgusuz sualsiz boyun eğer­sin (böylece de, boyun eğdiğin için Rabbin inayeti üstüne olur) ya da, muhtemelen infiale gelmiş sağduyu adına ihlal edersin – ihlal edersin çünkü bir çocuğun bile hoşuna gitmez tam bir gerizekalı ve süzme şmuk gibi dolaşmak. (Portnoy’un Feryadı)
  • Bağlılık yıkıcıdır ve senin düşmanındır. (Ölen Hayvan)

Leave a Comment

A note to our visitors

This website has updated its privacy policy in compliance with changes to European Union data protection law, for all members globally. We’ve also updated our Privacy Policy to give you more information about your rights and responsibilities with respect to your privacy and personal information. Please read this to review the updates about which cookies we use and what information we collect on our site. By continuing to use this site, you are agreeing to our updated privacy policy.