Önce kendimizle ilgilenelim! – Yeni sözleşme

Her Müslüman bir “kalp adamı”dır. İbadet bilinci bizi diri tutar. Etrafına ışık tutar ve içinde bulunduğu topluma güzellikler katar. Müslüman, darda kalanları arayan adamdır! Halkımızın üzüntülerini, sıkıntılarını ve sevinçlerini paylaştığı kişidir. Dertli, acılı, acılı adam. O, dertlerini seven bir adam gibidir. Müminin eşsiz nitelikleri nezaket ve zarafettir. Bunu kaybetmeyelim. İyilik hayata anlam katar. İyilik öyle bir dildir ki, hem dilsiz konuşur, hem sağır duyar. Hayat nezaket ve sevgi için bir yarıştır. Sevmek boş bir kelime değildir. Sevmek önemsemektir. Sevmek bedel ödemektir. Zaman alıyor. Paylaşmaktır. Olan bitenden habersiz olamayız. Dertlerimiz, acılarımız, ıstıraplarımız, hassasiyetlerimiz dertlerimiz olmalıdır. Derdi olanın derdine derman yoktur. Ne güzel bir kelime. Son tecrübemizle kalabalıklar içinde yalnızlık. Varlıkta yokluk. İmkanlarımızı gerçek sahibi bize emanet eden, yaratan-yaşatan-al-al-öldür-dirilten-bizi yoktan var eden ALLAH! Unutulan/unutulan üç konu vardır. Üç bilinç bloğu vardır. Hizmetçi Bilinci. Güvenlik Bilinci. Check dünyasında olduğumuzun farkındalığı. Önce kendimizle yüzleşelim ve deneyimlerimizi analiz edelim.

Sahip olmamız gereken incelik; İslam ahlakı ve bir Müslümanın lütfu, tutum ve sözlerimize gömülü bir karakter haline gelmelidir. “Kabalığı ve katılığı sevmem” diyerek, mezara atılan toprağı düzelterek, “Ölüye bir faydası ve zararı yoktur. Ancak dağınıklık yaşayanın gözünü incitir. Bu kabalık nasıl olur? “Allah, kulun bir şey yaptığı zaman güzel bir şey yapmasını sever mi? Müminler arasında böyle bir tavrı görmek üzücü. , mefruşat, mefruşat vs. İnsan nerede? Dünyanın her koşulda bir “imtihan dünyası” olduğunu unutmadan. Küçüğüyle büyüğüyle, kazananıyla kaybedeniyle. Hastalığıyla-sağlığıyla, varlığıyla-yokluğuyla. , kanaat-rıza, sabır-şükretmek, sevinç-üzüntü, ölümlülerde ebedîlik arayışımız devam edecektir.. “Allah rızası için” olan salih ameller ve “iyi insan” olma çabası ile noktalanan iman yürüyüşü, olası testleri başarıyla geçmenin yolu olabilir.Belki çocukları toplarız n sokaklardan köprünün altında. Yetimlere, yetimlere, yetimlere, çağın şınavlarına elimizi uzatacağız.

İslam kardeşliğini, fedakarlığı, sadakati, edep ve cömertliği hayatımıza hakim kılmalıyız. Fitne, fitne, gıybet, gıybet, riyakarlık başlarını belaya sokmuşsa, Peygamberimizin buyurduğu gibi “evimizin demirbaşı” olmalıyız. Tabii ki demirbaş olacak bir ev bulmak ve o eve kendini atacak birini bulmak zordu. Kaygan zeminde durmaya çalışıyoruz. Bu kaygan zeminde durmak aynı zamanda birbirimize sahip çıkmak ve ‘sıraları sıkmak’ demektir. Elbette çizgileri bedenlerin, kolların ve omuzların teması olarak görmüyoruz; sevinçlerin, hüzünlerin, acıların, sıkıntıların ve acıların bir arada hissedildiğini unutmamak gerekir. Kötü gibi görünenler, hayır; Hayır gibi görünen şey kötü olamaz. En büyük mutluluk, acıların ve kazanılan sınavların sonucudur. İlkokul öğrencilerinin soruları ile üniversite sınav soruları aynı mı? Hangi öğrenci “Bu sorular zor, değiştir ve sor!” dedi. öğretmenine söyleyebilir. Soruları cevap anahtarlarıyla hangi öğretmen dağıtır? Dünya imtihanı bile böyleyse, ebedi hayatı kazanacağımız imtihandan ne haber? benİnsanları ihmal ettik. İnsanları kazanamadık. İnsanları umursamadık. İnsan bakış açısını basitleştirdik. İnsanların akrabalarını erteledik. İnsanın Allah için yaşadığını biliyorduk ama Yüce Rabbin evreni insan için yarattığını pek düşünmüyorduk. Bizim sorunumuz insanı ve insanı yeniden inşa etmektir. Her inananı insan olarak ve kutsal bir insan kadar dokunulmaz olarak onurlandıramazdık. Bir insanın bu kadar değerli olabileceğini, vahyin çekirdeğini oluşturabileceğini, Rabbine yönelmiş bir bedenin tüm cehennem ateşini söndürecek kadar asil olabileceğini düşünmemiştik. Bilmeden en büyükEn büyük sıkıntımız birbirimizi tanımıyor olmamız. birbirimizden korkarız. Birbirimizi anlamaya çalışmıyoruz, birbirimize güvenmiyoruz. Önyargılarla hareket etmek, bilmediklerimiz, bilmediklerimiz şüpheyle yaklaşıyoruz. Selamlarımızı bile. ‘Bir şey mi isteyecek, neden selam verdi?

Dindar insanlarımız yıllarca dine uzak olanlardan uzak durdu. Dine şüpheyle yaklaşan insanların sorunlarını anlamaya çalışmadı. Dinden uzak olanı, çözemediğini anlamak için hiçbir çaba göstermedi. Ona yakın olmak ve onu anlamaya çalışmak yerine kendisi gibi dindarlara yakınlaştı. Dar bir alanda İslam’ı yaşamaya çalıştı. Elbette yıllarca din adamları üzerindeki zulmün etkisi büyük oldu. Çünkü dindar vatandaşlar dinlerini istedikleri gibi yaşayamamakta ya da potansiyel bir tehlike olarak görülmekteydi.

Bizden dine soğuk olanların durumu da farklı değildi. Onlar da yıllarca dine şüphe ve korkuyla baktılar. Dini tehlike olarak gördüler. Dini hassasiyetlerini anlamaya çalışmadılar. Allah’a teslim olmanın ne demek olduğunu anlamakta gecikmediler. Hem dinden hem de dini uygulayanlardan uzaklaşmışlardır. Aynı akideye inanmasına rağmen sinemamıza iki farklı yaşam tarzı geldi ve yerleşti. Nahl Suresi 125. ayete bakarsanız: Ayet özelde İslami davetin ana yöntemlerini, genel olarak ilmi ve fikri tartışmaları, farklı seviyelerdeki insanlar için eğitim ve öğretimi özetlemektedir. Ayette Hikmet; Tartışılmaz doğru bilgi ve inanç sağlayan kesin kanıtlar. Btüm bilgiler deBu, rütbelerin en yükseğidir. Kesin bilgi değil, varsayım v işaretleree ikna edici kanıt iyi tavsiyeBu da kastedilmektedir. Ayette geçen “en güzel şekilde tartışın” emri bunu ifade etmektedir. Rabbinizin yolu ile, ilim ile, hikmetli sözlerle, sağlıklı ve ahlaklı yaşamınız ile, kurduğunuz örnek toplum düzeni ile. Sünnetinizle kalbinizi memnun edecek güzel öğütlerle, sorumluluklarınızı hatırlatarak ve uyararak davet edin, teşvik edin ve yönlendirin. Onlarla, en güzel anlam ifade ediyor Yöntemleri kullanarak savaşın. Rabbin, gönülden amel ederek yolundan sapanları, sapıklığı, bozgunculuğu ve yıkımı tercih edenleri çok iyi bilir. O, hidayet rehberinin gösterdiği ve öğrettiği doğru yolu takip etmek isteyenleri ve İslam’da sebat edenleri çok iyi bilir. Unutulmamalıdır ki, Allah bile Firavun Hz. Musa Peygamber’e yumuşak davranmasını emretti. Dindar diye bilinenlerin dini ‘dar’ olamaz/olamaz. Allah’a iman eden ve Yüce Allah’ın herkesin ve her şeyin Rabbi olduğunu bilen kimse. Kâinata Allah’ın rahmetiyle bakar. Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın son Peygamber olduğuna inanmakla beraber; O salih olandır. Adaletten sapmaz. Kendi aleyhine de olsa adaletin yanındadır. Haram, para yemeyen kimsedir. Hakkı sahibine veren odur. Merhametli, merhametli, onurlu, cana yakın, sözünün eri, her türlü iyiliğe açık, mazlumun yanında yer alan, mazlumun, mağdurun, çocuğun, mazlumun dinini, ırkını ve dilini sorgulamaz. Yüzüne baktığınızda korkmayacağınız iffetli, onurlu bir insandır. Isırmasını kurbanla paylaşan, yetimi gördüğünde tereddüt eder. Ezan, bayrağa, vatanına sahip çıkan, iyilik yapan her büyüğüne sadık olandır. İnsanlığın ortak mirasını ‘ortak payda’ olarak bilendir. Allah’tan geldiğine ve O’na döneceğine inanır. Sıkıntısı ve davası olan odur. Anlayışlı, sabırlı, hoşgörülü, terbiyeli, temiz, zarif, nazik, kibardır. Bir insanı yaşatmak, tüm evreni diriltmek gibidir, bir insanı öldürmek, inancına göre tüm insanlığı öldürmek gibidir. O bir inanç adamıdır. Sahtekârlıktan, ikiyüzlülükten, korkaklıktan ve koşullara boyun eğmekten nefret eder. Pohpohlanmaktan, nabzında kötü söz söylemekten, günün adamı olmaktan ve inancını müzakere etmekten nefret eder. Onun hesabı, belası, hedefi, kaygısı Allah’tır. Allah onun Rabbi, Peygamberi, Hz. Muhammed (sav) onun dünyadaki rehberidir. Ahiretin sığınağıdır.

(devam edeceğim inşallah…)

Leave a Comment

A note to our visitors

This website has updated its privacy policy in compliance with changes to European Union data protection law, for all members globally. We’ve also updated our Privacy Policy to give you more information about your rights and responsibilities with respect to your privacy and personal information. Please read this to review the updates about which cookies we use and what information we collect on our site. By continuing to use this site, you are agreeing to our updated privacy policy.