‘Onurlu çalışmak istiyoruz’

CHP’nin Mersin ve İstanbul’dan sonra üçüncüsü “Milletin Sesi Mitingi” bugün Balıkesir’de yapıldı. Balıkesir’in en büyük meydanlarından biri olan Kuvayi Milliye Meydanı’nı mitinge katılan vatandaşlar doldurdu. Vatandaşlar Türk bayrağı ve CHP bayrağını taşıdı.

“GEÇ GEÇ”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun mitinginde vatandaşlarla çekilen dev bir fotoğraf sahneye kondu. Miting öncesinde sanatçı Tarkan’ın “Geççek” şarkısı çalındı. Somalili madenciler de mitinge baretleriyle katıldı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşması öncesinde 46 yaşındaki üretici market esnafı Esma Ay, 68 yaşındaki çiftçi Ali Duman ve Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden dün mezun olan 24 yaşındaki doktor Arif Onur Poyraz konuştu.

“ÜNİVERSİTE OKUMAK İÇİN ZERZAVAT’I SATILDIM AMA İŞSİZİM”

Üretici çarşısında esnaflık yapan Esma Ay, kadınların tüm sorunlarını anlatmak için kürsüye çıktığını söyledi ve şunları söyledi:

“20 yıl önce fabrikamıza hayvanımızın yemini, kendi unumuzu, ekinlerimizi koyardık. Balya’nın Göloba köyünden geliyorum. Heyecanı unuttum. Köyümüz 40 hanedir. 40 hanede yaşıyoruz. Hepimiz çiftçiyiz. İki gün harman yapardık. Ekinlerimizi çıkarırdık. Ondan sonra hayvanlarımızın yemi, unumuz. Fazlalığı satacaktık. Herkes bizim gibiydi. Ama şimdi dizelimizi alamıyoruz. Şimdi çiftçilik yapıyorum. Bahçe bitkileri satıyorum. Sabah kalktığımda eşim asayı alıyor ve motorda ne kadar mazot olduğunu kontrol ediyor. Dizel bizi nereye kadar götürür merak ediyorum. Bak dört parmak olsa iyi olur bugün pazar yerine varırız çünkü mallarımız bozulmaz. Pazara geldiğimizde dizelimizi alıyoruz. Çok teşekkür ederiz diyoruz. Günümüzü kurtardık. Ama onu bu durumlara sokan ne… Çok heyecanlıyım, üzgünüm, burası farklı… Kızımı bakkal satarak üniversiteye yazdırdım ama iş yok. Bütün anne babalar benim durumumda. Herkesin çocuğu işsiz. Üniversiteden mezun oldu, çocuklarımızın psikolojisi bozuldu. Anneler ve babalar da öyle. Çok heyecanlıyım, üzgünüm.”

ÇİFTÇİLER DUMAN: “İNSANLAR KENDİ MÜLKİYETLERİNE UYGUN GÖRÜLDÜ MÜ?”

Pazar esnafı Esma Ay’ın ardından sahneye 68 yaşındaki çiftçi Ali Duman çıkarak şunları söyledi:

“Değerli katılımcılar, basınımızın seçkin temsilcileri, ben Ali Duman, 6 Eylül ilçesi Köylüköy Mahallesi doğumlu çiftçi ve hayvan babasıyım. Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk, ‘Gerçek üretici olan köylü, ülkemizin efendisidir’ demiştir. Ama bugün görüyoruz ki köylü, üretici, gerçek üretici ülkemizin kölesi haline getirilmiş. Nasıl? Bak, tarlalarımız var. Tapu bize ait, hayvanlarımız var, onlara sahibiz. Bir adamın kendi malına ihanet ettiği hiç görüldü mü? Kimse kendi malına ihanet etmez. Bu işletmeleri en iyi şekilde işletmek bizim görevimizdir. Çünkü o bizim malımız.

“MALİYETİ VEYA ALTINDA SATMAK İÇİN KALDIK”

Şeker pancarı ve mısır su gerektiriyorsa gece tarlada yatıyoruz. Hayvan hastalanırsa ahırda uyanırız. Yaşamazsa ve ölürse, hayatıyla birlikte hayatımızın yarısı da kaybolacak. Bu kadar mükemmel çalıştığımız işletmelerin zarar ettiği görülüyor. Bu zarar etme durumu bizi maliyet hesabı yapmaya zorladı ve maliyet hesabı yaptığımızda ürettiğimiz birçok malın maliyetini veya altında satmak zorunda kaldık.

“477 Bin Lira Gelir, 545 Bin Lira GİTTİ… ENFLASYON ALTINDA KIRILMAMIŞ MIYIM?”

İşte görüyorsun, bir yılın muhasebesini çıkardım. Yılda 60 ton hamur işi yaptım. Bugünün parasıyla yedi ile altı çarpı 430’u çarpın. Hayvan sattım. dana eti kestim. Yılda 477 bin lira ciro yaptım. Ondan sonra 85 dönüm arazim var. Tarlaya silaj ektim. Efendim, mısır ektim. Arpa ektim, buğday ektim. Yem aldım, bin çuval yem verdim. Bana toplam maliyeti 545 bin lira oldu. 477 bin lira geliyor, 545 bin lira gidiyor. Şimdi buradan soruyorum. Bu ülkenin yöneticilerine… Enflasyon tarafından ezilmiyor muyum? Demokrasi bir yönetim biçimidir. demokrasi nedir? Demokrasiyi sağlıklı bir insan vücuduna benzetiyorum. Sağlıklı bir insanın vücudu, vücudunun kanını vücudunun en ücra köşelerine kadar basınçlandırdığı gibi, sağlıklı ve eksiksiz bir demokrasi de o ülkenin gayri safi milli hasılasını ülkenin en ücra köşesine ne kadar adaletli bir şekilde dağıtır. Lütfen dikkatini ver. Eşit dağıldığını söylemiyorum. adil diyorum. Yani herkes hizmeti oranında gayri safi milli hasıladan payına düşeni alır. Yani çok çalışan çok kazanıyor. Daha az çalışan daha az kazanır.

“ÜRETMİYORSANIZ TÜKETİCİ, TÜKETİCİ VEYA SANAYİ VEYA YETKİLİ OLARAK GIDA MATERYALLERİ OLARAK NELER VAR?”

Şimdi bir tarımcı ve hayvan kocası olarak çok çalışıyorum. Yılın 365 günü çalışıyorum. Bunun kaynağını inkar ederse, onu davet ediyorum. Bir yıl misafirim olsun. Nasıl çalıştığımı görün. Cumartesi, pazar yok. Tatil de yok. Tatillerde 3 saat hayvanlara bakarım. Hayvanları 3 saatte besliyorum. Bütün bunlara rağmen Gayri Safi Milli Hasıla’dan da görebileceğiniz gibi zararla kapatıyorum. Benim için para yok. Neden? Niye? Çünkü bu ülkedeki demokrasi durumu felçli bir hasta gibidir. Tıpkı felçli bir hastanın durumu gibi, vücudun bir kısmı da kan alamaz, görevini yerine getiremez; Gayri Safi Milli Hasıla’dan bize gelen damar tıkalı. Bize akması gereken para başka yerlere akar. Bugün üretemiyoruz. Ama burada ülke yöneticilerini uyarıyorum. Bu damarın açılması gerektiğini söylüyorum. Unutulmamalıdır ki vücudun herhangi bir bölgesindeki rahatsızlık tüm vücudu rahatsız edecektir. Ben üretmiyorsam, üretmiyorsak, tüketici, tüketici veya sanayici veya gıda maddesi olarak bürokrat olarak neyiniz var? Ben buğday üretiyorum ve 40 çeşit yemek var. Süt üretiyorum, 40 çeşit mama var. Tek üretici olarak kullanmıyorum.

“SÜTE VERİLECEK BİR buçuk kilo YEM PARASI SORUNU ÇÖZMEKTEDİR”

Nasıl olmalı? Bir ülkede bir iş yapılacaksa, yapılabilir olmalıdır. Örneğin bu ülkede tarım yapılacaksa, hayvancılık yapılacaksa yapılabilir olması gerekir. Uygulanabilir olması için ne yapılmalı? Mesela bir litre sütle bir buçuk kilo yem almam gerekiyor. Yani süt yemeye endeksli olmalıdır. Yeme artışının geldiği gün süte de gelmelidir. Sadece süt ineklerini besleyebiliriz. Süt vermeyen inekleri besleyemeyiz. Bu nedenle büyük kayıplar yaşıyoruz. Şimdi, hamile inekler var. düveler var. Bunlar dengeli ve yeterli beslenmelidir, doğumda yeterince beslemezseniz doğumda buzağı kayıplarına neden olurlar. Dengeli beslenmeyen bir inek doğumdan sonra damarındaki sütün yüzde 60’ını vermez. Doğumdan sonra dengeli beslenmeyen bir hayvan 3 ay sonra 7-8 ay sonra hamile kalmalıdır. Bu şirket için büyük bir kayıp olduğu kadar bu ülke için de büyük bir kayıp. Bundan sonra, Avrupa kapılarında ithalat için hayvanları karıştırıyorsunuz. Et için, süt için hayvan ithal etmeye çalışıyorsunuz. Hayvancılığın tek sorununu çözer. Süte verilecek bir buçuk kilo yem parası sorunu çözer. Bu ülkede asla et ve süt sıkıntısı olmaz.

“Maalesef çok zor günler yaşıyoruz”

seni burada uyarıyorum. Tarım başlı başına bir iştir. Tarımda devletin öncelikle bu ülkede kaç dönüm arazinin sürdüğünü ve ekildiğini bilmesi gerekir. Bir planlama yapılmalıdır. Önce ne kadar toprağımız var? Sonrasında bir Ar-Ge çalışması yapılması gerekiyor. Bundan sonra bu ülkede 85 milyon insanın neye ihtiyacı var? Ne kadar pirinç, mercimek, nohut, fasulye ihtiyacı var, bu bulunmalı. Bundan sonra bu ürünlerin kaliteli ve bol bölgelerde ekilmesi teşvik edilmelidir. Teşvikler fiyatları tamamlamalıdır. Bu bölgelerde fazla ürün üretilecekse, onlar için de bir pazar aranmalıdır. Böyle plansız, programsız bir ülke efendim, hiçbir şeyin planı olmayan bir ülkedir ve böyle bir plan olduğunda, bunlar buraya gelir. Bir yıl birileri para kazanıyor. İnsanlar oraya dönüyor. Para getirmeyen derelere akıyor. Maalesef çok zor günlerden geçiyoruz.”

Önlüklü Konuşan GENÇ DOKTOR: “ONURLA ÇALIŞMAK İSTİYORUZ”

Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde dün mezuniyet töreni düzenlenen 24 yaşındaki Arif Onur Poyraz, beyaz önlükle doktorların sorunlarını anlattı ve konuştu. Poyraz dedi ki:

“Merhaba ben Arif Onur Poyraz dün mezun olmuş bir doktor. Yarın işe başlayacak birçok isim gibi ben de heyecan ve ne yazık ki korku hissediyorum. Tıbbi olarak felçlilerde pek çok yorucu ve yorucu deneyimler geçti. tıp fakültesi sırasında sağlık sistemi.Süreçten sonra birçok arkadaşım fiziksel ve sözlü saldırıya uğradı ve sonrasında belki de öldürüldü.36 saat izlenme, hak edilmemiş bir değer ve bizi istemeyen bir emir.Sonuç olarak birçok yabancı dil özellikle Almanya’da kurslar doktorlar tarafından doldurulmaktadır.

“FATURA YENİDEN MİLLETE ULAŞILACAK”

Her gün birçok uzmanımızın ve yeni mezun meslektaşlarımızın dünyanın dört bir yanına hekimlik yapmak için dağıldığını görüyor ve sıraya giriyoruz. Ama büyük binaların ve beton yığınların hastalara bakamayacağını anladığınızda çok geç olmayacak mı? Bunun bedelini kim ödeyecek? Çocuğu ameliyat olmak için arabasını devil anneler ya da doktor bulamadıkları için sevdiklerini kaybeden çocuklar olduğunuzu düşünün. Kim sorumlu olacak, kim sorumlu olacak? Fatura yine millete kesilecek.

Bugün öğretmenlerim, arkadaşlarım ve ben doğru sağlık politikalarının uygulandığı bir Türkiye istiyoruz. Çünkü ülkemize faydalı olmak ve milletimizin sağlığı için onurlu bir şekilde çalışmak istiyoruz. Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “Beni Türk hekimlerine emanet edin” dediği bizler, ölmek istemiyoruz, yaşatmak, iyiliğin ve bilimin ışığında Türkiye’yi aydınlatmak istiyoruz.

Leave a Comment

A note to our visitors

This website has updated its privacy policy in compliance with changes to European Union data protection law, for all members globally. We’ve also updated our Privacy Policy to give you more information about your rights and responsibilities with respect to your privacy and personal information. Please read this to review the updates about which cookies we use and what information we collect on our site. By continuing to use this site, you are agreeing to our updated privacy policy.