Uludağ yazın güzeldir Keles / Sorgun -Gelemiç Köyleri | Uğur Çelikkol

class=”medianet-inline-adv”>


GÜNEŞ yükselirken günü ısıtır, yeşil yapraklı bir ağacın altında oturup kitap okumak, her sayfaya sıcak bir yaz gününün adını vermek gibi bir duygu.
Yüzümüzü okşayan nemli, ılık rüzgarın tadını çıkarırken, baharın güzelliklerini son yıllarda olduğu kadar az yaşayabildiğim için üzgünüm. Yılın en uzun günleri başladı, geceler kısa. Belki köşe başındaki kahvede, belki eski Bursa çarşısındaki bir handa, ya da evlerin balkonlarında, en güzel günler dostça sohbetler, özellikle öğleden sonraları bir fincan kahvenin etrafında paylaşılacak hikayeler için en güzel günler, güneş en çirkin şehri bile cennet gibi gösterdiğinde.

ULUDAĞ YAZ HEYECANINI YAŞATTI

class=”medianet-inline-adv”>

Uludağ yazın güzeldir Keles / Sorgun -Gelemiç Köyleri
Hayatın koşuşturmacası içinde durup hemen yanıbaşınızdaki Uludağ’a baktınız mı? Her mevsim değişen o muhteşem dağın örtüsünü, bahara hazırlıklarını, kışın hüznünü, yazın heyecanını hiç fark etmediniz mi? Her gün yürüdüğünüz Atatürk Caddesi’nde, Setbaşı’nda, Çekirge’de… Şehri kucaklayan dağa baktınız mı? Peki o dağın ardında ne var, kim yaşıyor hiç merak ettiniz mi?

KİRAZ TOPLAMAYA GİDİYORUZ

Uludağ yazın güzeldir Keles / Sorgun -Gelemiç Köyleri
Geçen pazar bu sefer kiraz toplamak için Uludağ’ın arka tarafına gittik. Bursa’nın yaslandığı bu yüksek dağın çevresine nasıl hayat verdiğini bir kez daha gördük. Her yerden akan soğuk su, dutlar, çilekler, erik büyüklüğünde kirazlar ve temiz serin hava bizi büyüledi. Yürüyüşlerimizde endemik bitkilerin, çiçeklerin ve kelebeklerin izini sürdük. Uludağ’ın sırtında değişime direnmeye çalışan Türkmen ve yörük köylerinde asfalt yolda keyifli bir gün geçirdik, belki bir gün seninle gideriz..

TÜRKMEN KÖYLERİ

Bursa’ya hayat veren bir doğal güzellik abidesi olan Uludağ’ın arkalarında onlarca endemik Uludağ çiçeği, florası ve kelebeği eşliğinde farklı bir rota izledik. Şehre hayat veren Uludağ’ın en güzel yaz manzaralarını sunduğu dönemde, güzel meyvelerini tatmak, temiz ve serin havasını içinize çekmek için geleneksel Türkmen Yörük köylerine gittik. Dağın güney cephesindeki meşhur Kocayayla orman yolunu takip ederek Karabel Tepesini takip ederek güzel bir orman manzarasına sahip Sorgun Köyü’ne ulaştık ve tabi ki Anadolu’nun en güzel dutlarını, kirazlarını ve eriklerini tatma ve satın alma şansımız oldu. gezimiz sırasında bölge. Bilenler bilir ki bu da Uludağ’ın arkasına yaptığım onlarca orijinal rotadan biridir. Mevsime göre değişiyor.

class=”medianet-inline-adv”>

KÜLTÜRE KATILMAK

Kiraz bahçesinde keyifli vakit geçirdikten sonra Gelemiç köyüne uğradık. Ayrıca Gelemiç ve Sorkun köylerinde yöresel el dokumaları ve eserleri, el sanatları, dokuma tezgahları ve fırınların izini sürmeye çalıştık. Evet, her şey değişiyor ama bu köylerde hala Orta Asya kültüründen bir şeyler var. Yeni yapılan rüzgar santralinin pervaneleri üzerinde çalışan ve dumana toz katarak yanından geçen kamyonlar yolları sekteye uğrattı. Sorgun-Gelemiç arasındaki yol da kötü. Genişletme çalışmaları en kısa sürede bitirilmelidir.

DÖNÜŞ GÜZERGAHI

Neyse ki köylerde misafir odaları, çamaşırhaneler, mandıralar, terziler, nalbantlar, geleneksel köy evleri, Sorgun mandırasından süt ürünleri görerek; Peynir ve lor için alışveriş yapmak hala mümkün ve eğer şanslıysanız ekmek de. En çok beğendiğim dönüş yolunda Uludağ’ın güney yamaçlarının ve Nilüfer barajının manzarasını izleyebileceğimiz dağ köylerinin rotası; Pınarcık, Dağdibi, Epçeler, Büyükdeliller, Küçükdeliller köylerinden geçerek Küçük Deliler Köyü etnografya müzesini görerek Bursa’ya doğru devam ediyoruz. Küçükdeliller köyündeki Mustafa Amca’ya uğrayıp küçük bahçesinde sohbet edin ve son etnografya sergisini ziyaret edin. sergilenir ve turu tamamlar.

class=”medianet-inline-adv”>

ÇİLEK VE KİRAZ ZAMANI

Uludağ yazın güzeldir Keles / Sorgun -Gelemiç Köyleri
Yolculuğumuz sırasında Çaybaşı Köyü’ne yaklaştığımızda Uludağ, Bursa’ya hiç göstermediği muhteşem sırtıyla artık bizden çekinmedi. Zirvenin muhteşem manzarası bu noktadan itibaren gün boyu bizimleydi. Zirvede hala kar var. Dumanı tüten bir sabah çayı içmek için mola verdiğimiz Baraklı Köyü kahvesinde otururken, köy halkının tarlaya gitmeye hazırlandıklarını gördük. Kiraz ve çilek zamanı. Keleş’in girişinde yer alan “Keleş’e Hoş Geldiniz, Türkistan’dan Gelen Ses” ibaresi, Orta Asya’dan göç eden Türkmen ve Yörüklerin topraklarında bizleri selamladı.

KELEŞ TARİHİ

Türkolog Bayzamış Hayif’e göre; Keleş, Güney Kazakistan’da, aynı zamanda Taşkent ilinin bir ilçesi olan bir nehirdir. Kaynaklara göre; Kayı boyuna mensup Oğuz Türkleri, Orta Asya’dan göç ederek bu bölgelere yerleşmişlerdir. 12. ve 13. yüzyıllarda hayatlarını yeniden kurdukları bu bölgeye Keles diyorlar. Amaçları eski yerleşim yerlerinin anısını yaşatmaktır. Bölgedeki bazı köy ve yerel adların Türkistan’dakilerle aynı veya benzer olduğu da görülmektedir. Ve eğer Cuma ise ve Keles’e gidiyorsanız, kendinizi tüm dağlık bölgenin olduğu büyük bir pazar yerinde, bir panayırda bulacaksınız. Keleş çarşısı, her köyden her Türkmen-Yörük aşiretinden bir temsilcinin katıldığı büyük bir meclis toplantısı gibidir. Rengarenk, pazar tezgâhlarının etrafından dolaşmanın yolu yok, çay fincanlarında şeker karıştıran kaşıkların şıngırtısıyla sohbetler yarışıyor.

class=”medianet-inline-adv”>

FESTİVALLER DÜZENLENİYOR

Uludağ yazın güzeldir Keles / Sorgun -Gelemiç Köyleri
Öğle yemeğinde Hanife teyze ve gelininin hazırladığı köy yemeklerinin tadına baktık. Sofralardaki neşe, evdeki atmosfer bana Türkmenlerin bayramlarını hatırlatıyor. Osmanlı Beyliği döneminde yazlık olarak kullanılan Keles Kocayayla’nın iniş çıkışları sırasında yapılan şenlikler. Bu gelenek günümüzde de devam etmektedir. Her yıl Haziran ayının ikinci Pazar günü Keles’e 5 km uzaklıktaki Kocayayla’da festivaller düzenlenmektedir. Ayrıca bugün özellikle haziran ayında kiraz-çilek mevsiminde Uludağ’ın arka tarafında birçok köyün kendi festivalleri var.
Yemek ziyafetinin üzerine elbette bir bardak çay geçer. Halit’in kiraz bahçesindeki evi çaylarımız için uygun bir yerdir. Sorgun köyünü uzaktan izliyorum.

class=”medianet-inline-adv”>

KIŞ HAZIRLIKLARI BAŞLADI

Sorgun’u geride bırakıp Tunçbilek’e doğru devam ediyoruz. Yol önce derin bir vadi ile ikiye ayrılıyor. Seni titretecek, sonra büyüleyecek. O zaman Gelemiç Köyü sizi karşılıyor. Köy, gerek kurulduğu yamaç gerekse günümüze ulaşan evler ve ahırlarla fotoğraf çekmeye uygun bir ortam sunuyor. Köyde gezerken torunlarıyla çalışan yaşlı teyzeleri önce tarhanayı yayıp kışa hazırlayanları görüyoruz. Başka bir sokakta, bir kazanda kaynayan su, yemek hazırlandığını gösterir. Ekmeklerin piştiği fırında hiç beklemediğimiz bir anda yolumuza çıkan bir teyzeyle karşılaşıyoruz. Fırından yeni çıkmış ekmeğini sunmakta gecikmeyen köylüler, bize el sallıyor.

SADECE KAYAK MERKEZİ DEĞİL

Rüzgarlı bir gündü, güneş yavaş yavaş batıyor ve hava soğumaya başlıyor. Güneş bizi son kez selamlıyor ve karşı tepenin arkasında Kuzbudaklar Köyü’ne doğru kayboluyor, mavi gökyüzü yavaş yavaş yıldızlara yol açıyor. Hava kararmış, köyün sürüleri evlerine dönüyor. Tarlalarda çalışanlar çoktan köye dönmüşlerdir.
Uludağ’ın sadece bir kayak merkezi ve otel bölgesi olduğunu düşünenler çok yanılıyorlar. Dağın arkasını görmeyen çok şey kaçırır.

Leave a Comment

A note to our visitors

This website has updated its privacy policy in compliance with changes to European Union data protection law, for all members globally. We’ve also updated our Privacy Policy to give you more information about your rights and responsibilities with respect to your privacy and personal information. Please read this to review the updates about which cookies we use and what information we collect on our site. By continuing to use this site, you are agreeing to our updated privacy policy.